bastır shell
20/1/2008 · Kategori: haberler
Garanti Bankası'ndan yapılan yazılı açıklamada, yeni sistemle 15 Ocak 2008 tarihinden itibaren Shell akaryakıt istasyonlarında kredi kartı ile akaryakıt alan müşterilerin kasaya gitmeden ve araçtan inmeden; pompa görevlisinin sunduğu POS makinesine şifrelerini girerek ödemelerini yapabildiği bildirildi. Garanti'nin kabul ettiği tüm Visa, MasterCard, CUP, Diners, JCB, American Express logolu kartların bu hizmetten faydalanabildiği kaydedildiği açıklamada, “İlk önce Türkiye'de belirlenen bazı Shell akaryakıt stasyonlarında uygulamaya giren yeni sistem, kısa süre içerisinde Shell'in Türkiye genelindeki akaryakıt istasyonlarında hayata geçecek” denildi.
Shell & Turcas Petrol A. Ş. Türkiye Perakende Satışlar'dan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Ahmet Erdem, yaptığı açıklamada Garanti Bankası işbirliği ile kredi kartıyla “Araçta Ödeme” sisteminin, hem Türkiye de hem de 140 ülkede ilk kez hayata geçirildiğini söyledi.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
daglar temızlenene kadar devam
20/1/2008 · Kategori: haberler
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
aman dıkkat bu kedıler can alıyor.
21/12/2007 · Kategori: haberler
|
Kaplan Öldürdü | ||
|
Hindistan'ın Kuzeydoğusundaki Guwahati Hayvanat Bahçesi'ni Ziyaret Eden İki Kişi, Dün Fotoğraf Çekmek İçin Bengal Kaplanlarının Kafesine Fazla Yaklaşınca Saldırıya Uğradı. | |
| Hindistan’ın kuzeydoğusundaki Guwahati Hayvanat Bahçesi’ni ziyaret eden iki kişi, dün fotoğraf çekmek için Bengal kaplanlarının kafesine fazla yaklaşınca saldırıya uğradı. Ziyaretçilerden biri kolunu kaplana kaptırdı. Hayvanat bahçesi görevlileri, adamı, kaplanın ağzından alabilmek için yarım saat uğraştı. Ancak ziyaretçi aşırı kan kaybından canından oldu. | ||
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
preson break
6/12/2007 · Kategori: haberler
Bayrampaşa Cezaevi'nde isyanBayrampaşa Cezaevi'nde isyan çıktı. Polis ve jandarma bölgede geniş güvenlikleri alırken, cezaevine çok sayıda ambulans gönerildi. İlk belirlemelere göre 4 yaralı var. |
| 06 Aralık 2007 19:52 |
Yazı boyutunu büyütmek için |
Bayrampaşa Kapalı E Tipi Cezaevi'nde bir koğuşta yangın çıktı. Yangını, isyan eden mahkumların çıkardığı öğrenildi. Edinilen bilgiye göre, olay saat 19.00 sıralarında meydana geldi. Mahkumların koğuşlarını yakması sonucunda yangın çıktı. Bayrampaşa Belediyesi'ne ait itfaiye aracı yangına müdahale etti. Ayrıca olay yerine çok sayıda ambulans sevk edildi. Cezaevi jandarması yangın nedeniyle sıkı güvenlik önlemi aldı. İlk belirlemelere göre 4 kişi yaralandı. Konuyla ilgili soruşturma sürüyor. |
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
insallah bu devam eder
6/12/2007 · Kategori: haberler
D.Bakır'da terörist ceseti bulunduDiyarbakır'ın Dicle ilçesinde bir teröristin cesedi bulundu. Haber, Genelkurmay'ın internet sitesinde açıklandı. |
| 06 Aralık 2007 20:38 |
Yazı boyutunu büyütmek için |
Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde yer alan terörle mücadeleye ilişkin duyuruda, Diyarbakır'ın Dicle ilçesi dağlık arazi kesiminde 17 Kasım 2007 tarihinde meydana gelen çatışmada yaralandığı ve sonradan öldüğü değerlendirilen bir teröristin cesedinin dün saat 08.40 sıralarında bulunduğu bildirildi. Duyuruya göre, Diyarbakır'ın Kulp ilçesi dağlık arazi kesiminde 4 Aralık Salı günü terör örgütü mensuplarına ait, muhtelif cins hafif silah mühimmatı, bir adet Kalaşnikof piyade tüfeği kasaturası, 2 adet elektrikli fünye, çeşitli gıda maddesi ve yaşam malzemesi ele geçirildi. |
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
bushu yıkan rapor
5/12/2007 · Kategori: haberler
CIA'nın Bush'u yıkan İran raporuABD’nin aralarında CIA, FBI ve NSA’nın da olduğu 16 istihbarat teşkilatının hazırladığı İran raporu, Başkan Corc Bush’un İran'la ilgili düşündüğü tüm iddialarını yerle bir etti. |
| 05 Aralık 2007 10:00 |
Yazı boyutunu büyütmek için |
Amerikan istihbaratının İran raporu: İran'ın nükleer silah programı yok. Program barışçı ABD’nin aralarında CIA, FBI ve NSA’nın da olduğu 16 istihbarat teşkilatının hazırladığı İran raporu, Başkan Bush’un bu ülkeyle ilgili tüm iddialarını yerle bir etti. İran’a askeri operasyon ihtimalini zora soktu Amerikan istihbarat teşkilatlarının hemen hemen tümü Irak savaşı öncesinde hazırladıkları raporda “Saddam’ın kitle imha silahları var” sonucuna ulaşmış ve tüm dünyaya da bu senaryoyu kabul ettirmişti. Aynı istihbarat teşkilatları 2005 yılında hazırladıkları İran raporunda, “İran yönetimi nükleer silah programını tüm hızıyla sürdürüyor. Hedef atom bombasına sahip olmak” ifadelerini kullandı. Ancak ABD’nin bu 16 istihbarat teşkilatı tarafından dün yayınlanan rapor adeta bir günah çıkarma oldu. “Ulusal İstihbarat Tahminleri” başlığıyla yayınlanan dokuz sayfalık metin, İran’ın nükleer silah peşinde koştuğunu iddia eden ABD Başkanı George Bush’a içeriden indirilen dev bir darbe oldu. Raporda şu ifadeler yer aldı: * İran, nükleer silah programını uluslararası baskılar sonucunda 2003 yılının sonbaharında durdurdu. * İki yıl önceki düşüncemiz, İran’ın nükleer silah yapmaya kararlı olduğu yönündeydi. Ancak durumun farklı olduğu görülüyor. Silah yapma konusunda eskisi gibi kararlı değil. * İran isterse 2010-2015 yılları arasında nükleer silah yapma kapasitesine sahip olabilir. Ancak kısa vadede bir tehlike yok. İran’da büyük sevinç Reuters ve AP ajansları, raporu uzmanlara değerlendirdiğinde ortak kanı, “Bush-Cheney ikilisi ile İran’ı varlığına karşı en büyük tehdit olarak gören İsrail yönetiminin İran’ı vurma planı suya düştü” şeklinde oldu. Reuters ajansı haberi, “İsrail’in kanatları kırıldı” şeklinde verdi. Raporun tek sonucu İran’a askeri operasyonu zora sokması da değil. ABD, aylardan beri Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde İran’a karşı sert yaptırımlar uygulanması için karar çıkartmaya çalışıyor. Çin ve Rusya ise yaptırımları reddediyordu. İstihbarat raporu, bu iki ülkenin eline de büyük koz vermiş oldu. Yani BM’de İran’a yönelik yeni yaptırım kararı çıkma olasılığı da oldukça düştü. Amerikan istihbaratının hazırladığı bir raporun İran’da büyük sevinç yaratacağı belki hiç görülmüş bir gelişme değil. Ama İran’dan dün gelen açıklamalar CIA, FBI, NSA gibi dev istihbarat servislerinin “sonunda doğruyu gördüğü” şeklindeydi. İŞTE DARBEYİ İNDİREN 16 İSTİHBARAT SERVİSİ * Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) * Federal Araştırma Bürosu (FBI) * Hava Kuvvetleri İstihbaratı (AF ISR) * Kara Kuvvetleri İstihbaratı (AI) * Savunma İstihbarat Ajansı (DIA) * Deniz Piyadeleri İstihbaratı (MCI) * Ulusal Jeodezi İstihbarat Ajansı (NGA) * Sahil Güvenlik İstihbaratı (CI) * Enerji Bakanlığı İstihbaratı * İç Güvenlik Bakanlığı İstihbaratı * Dışişleri Bakanlığı İstihbaratı * Hazine Bakanlığı İstihbaratı * Uyuşturucuyla Savaş istihbaratı * Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) * Ulusal Keşif Ofisi * Deniz Kuv. İstihbaratı Raporu kabul etmedi Aylardan beri ABD’yi İran’a yönelik askeri operasyona ikna etmeye çalışan İsrailli yetkililer, raporla birlikte adeta şoke oldu. İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, raporun sonuçlarının aksine dün, İran’ın askeri nükleer programına devam ettiğini açıkladı. İsrail Başbakanı Ehud Olmert de, “İran’ın nükleer silaha sahip olmasının engellenmesi gerektiğini” söyledi. Olmert, “İran’ın konvansiyonel olmayan silahlara ulaşmasını engellemek için Amerikalı dostlarımızla çabalarımızı sürdürmemiz gerekmektedir” dedi. “Gerçeği gördüler” İran, ABD istihbaratının raporunu olumlu karşıladıklarını açıkladı. Dışişleri Bakanı Manuçehr Mutteki, “Barışçıl amaçlı nükleer faaliyetlerimiz hakkında geçmişte şüpheleri olanların düşüncelerini gerçekçi bir şekilde düzeltmelerini ve sonunda gerçeği görmelerini olumlu karşılıyoruz” dedi. Mutteki, ülkesinin nükleer faaliyetlerinin dünya için giderek daha “şeffaflaştığını” da kaydetti. İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad da Tahran’da yaptığı konuşmada geçtiğimiz hafta, “İran nükleer silah peşinde değil. Hiçbir zaman da olmayacak” demişti. |
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
ilginc iddaa
5/12/2007 · Kategori: haberler
Rektörü fişlemenin cezası 4,5 yıl hapisCumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün 'Dehşete düştüm' sözleriyle basına yansıyan rektör adayları konusundaki bilgi notu, fişleme olaylarını yeniden gündeme getirdi. |
| 05 Aralık 2007 06:59 |
Yazı boyutunu büyütmek için |
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fazıl Tekin'in bekâr olmasına rağmen 'eşi çarşaflı' diye fişlenmesi, Türk Ceza Kanunu'na göre suç teşkil ediyor. 'Kişisel verilerin kaydedilmesi' başlıklı 135. madde, insanların siyasî, felsefî, dinî görüşleri ile ırkî kökenleri ve ahlakî eğilimlerine ilişkin bilgileri hukuka aykırı yöntemle kaydedenlerin, 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasını öngörüyor. Bu suçu kamu görevlilerinin işlemesi ya da mesleği gereği bu bilgilere sahip kişilerin gerçekleştirmesi halinde ceza 4,5 yıla çıkıyor. 'Kişisel bilgilerin korunması', sivil anayasa taslağında da güvence altına alınıyor. |
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
lanet pkk
5/12/2007 · Kategori: haberler
'Nerede pis iş var orda PKK'Vecdi Gönül'ün de katıldığı Avrupa Güvenlik ve Savunma Parlamenterler Asamblesi Genel Kurulu'nda Türkiye-Irak sınırındaki terörist faaliyetlerle ilgili hazırlanan rapor tartışıldı. |
| 05 Aralık 2007 02:53 |
Yazı boyutunu büyütmek için |
Oturumda söz alan Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, bölücü terör örgütü PKK'nın kampları ile elebaşlarının Kuzey Irak'ta bulunduğuna dikkat çekti. Bakan Gönül, haklarında uluslararası tutuklama emri bulunan terör örgütü elebaşlarının, hiçbir sınırlama ve denetime tabii tutulmadan, her türlü faaliyeti Kuzey Irak'ta sürdürdüğünü söyledi. Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, terör örgütü PKK'nın silah ve uyuşturucu kaçakçılığından beslendiğini ve Avrupa ülkelerinde toplanan haraçla, örgütün finanse edildiğinin bilindiğini anlattı. Bakan Gönül, Türk güvenlik güçlerinin, Irak ordusunun cephaneliğinde bulunan ve terör örgütü tarafından ele geçirilen çok sayıda mühimmata el koyduğunu, Türkiye'nin bu konudaki kaygılarını defalarca Iraklı yetkililere diplomatik bir yolla ilettiğini söyledi. Gönül, Kuzey Irak'taki PKK kamplarının kapatılmasının Bağdat yönetiminden talep edildiğini vurguladı. Türkiye'nin terörle mücadele konusuna da değinen Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, ulus olarak Türkiye'nin kararlı olduğunu, hükümetin insan hakları ve hukuk devletine saygı çerçevesinde, teröre karşı bütün önlemleri almakta kararlı olduğunu ifade etti. Savunma Bakanı Gönül, ''Türk güvenlik güçlerinin, sınır ötesi operasyonunun tek ve açık bir hedefi bulunuyor. Bu da terör örgütünün Kuzey Irak'taki varlığına son vermektir" dedi. İngiliz raportör Robert Walter tarafından hazırlanan rapor ve buna bağlı karar tasarısı tartışılarak onaylanırken, Avrupa Birliği ülkelerinin, kendi topraklarında PKK terör örgütünün uyuşturucu trafiği, kara para aklanması, silah ticareti, şiddet ve nefreti körükleyici faaliyetleriyle yeni terörist adayları toplama arayışlarına karşı gerekli önlemleri alması benimsendi. |
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
konu başortusu
5/12/2007 · Kategori: haberler
'Başörtüsü tekin bir konu değildir'Bazı devlet büyüklerinin eşlerinin başörtülü olması, önemli makamların mason olmayanlar tarafından işgal edildiği anlamına mı geliyor, son zamanlardaki tantana bunun için mi? |
| 05 Aralık 2007 10:20 |
Yazı boyutunu büyütmek için |
Taha Kıvanç'ın köşe yazısı Başörtüsü tekin bir konu değildir Siz tesadüflere inananlardan mısınız? Aslında Kulis okuruna bu soruyu sormamam gerekir, ama internet çağında gerçek Kulis okuru olmayan da Kulis okuyabiliyor. Bu sebeple bazen uyarıcı bir giriş yapmam gerekebiliyor: Tesadüflere inananlardansanız lütfen bu yazıyı okumayınız. Önceki gün bir gazetede "Eşi türbanlı olmayan üç devlet büyüğü kaldı" başlıklı bir yazı ile karşılaştım. Meclis başkanı, YÖK başkanı ve Genelkurmay başkanı imiş o üç devlet büyüğü... Diğer devlet büyüklerimizin eşleri hep 'türbanlı' imişler... Hemen ertesi gün, bir kardeş gazete, "Türban sayısı 4'e katlandı" manşeti ile çıkmasın mı? Meğer bütün göstergeler tersine işaret eder, saygın araştırmacılar Prof. Binnaz Toprak ile Prof. Ali Çarkoğlu'nun TESEV adına yaptıkları araştırma ile A&G firmasının 32. Gün adına yaptığı Radikal'de çıkan anket "Başörtülü sayısı azalıyor" sonucunu çıkarmamıza yarayan bulgular sunarken, Tarhan Erdem böyle bir keşifte bulunmuş... Tarhan Bey saygın bir insan; ancak kusura bakmasın, bu son araştırması da, tıpkı ntv'de yayınlanan 2004 yerel seçim anketi gibi, doğrudan çok yanlışlarla dolu. 'Türbanlı devlet büyüğü' yazısının ertesi günü 'türbanlı Türkiye' haberiyle karşılaşmak tesadüf müdür sizce? Bence değildir. Yazının yazarını da anketi yapanı ve haberleştirenleri de aşan bir durum olduğuna eminim ben. Bir yerlerde, birileri, bu konuyu yüksek sesle konuşup tartışmaya başladılar, yazı ve haber olarak dışa vurum, o tartışmaların sonucu... Yazarın, anketçinin, gazeteyi hazırlayanın konuşanlar ve tartışanlar arasında bulunması gerekmez; aralarında geçişlilik kanalı olması yeterlidir. Kulaktan kulağa yol vardır çünkü. Bir yerlerde pişen hazır yemeği servise vermek size düşebilir; sizin o yemekte katkınız bulunması gerekmez... Devlet büyükleri eşlerinin baş tercihleri başka dönemlerde neydi acaba? Bu soruyu bir boşlukta sormuyorum: Son araştırmaların hepsi Türkiye'de başörtüsü/türban kullanan kadınların oranını yüzde 60'larda gösteriyor; içinde en az bir başörtülü bulunan hane oranı yüzde 77 imiş Tarhan Erdem'e göre... Bu oran, geçmişte, 30-40 yıl önce, çok daha yüksekti herhalde. İşte o dönemlerde, başörtülü eşi olan devlet büyüğü hiç yok muymuş? Yoksa neden yokmuş, nasıl sağlanmış bu? Demokrasiler 'temsil' üzerine otururlar. Halk kendini en iyi temsil ettiğine inandığı partilere oy verir ve iktidar yapar. İktidarlar da kimlerle çalışacaklarını kendileri kararlaştırırlar. 'Devlet' dediğiniz aygıt da böylece oluşur. 1950'lerden sonra oluşan 'devlet' acaba nasıl olmuş da kadınların önemli bir oranının başı örtülü olduğu bir toplumda, eşi başörtülü olmayan bir devlet büyükleri tablosu çıkarmış? İsmet İnönü cumhurbaşkanı ve başbakan olmuş, Celal Bayar cumhurbaşkanı Menderes başbakan olmuş, askerler darbe yapıp kendi hükümetlerini kurmuşlar, Demirel, Özal, Ecevit, Yılmaz, Çiller başbakanlık koltuğuna oturmuş... Darbeleri bir tarafa bırakacak olursak, yönetimlerin çoğu halktan aldıkları oyla işbaşına gelmiş... Çoğunluğu eşleri başını örten halkın oyuyla... Ancak 'devlet büyükleri' denilen grup, öyle anlaşılıyor ki, bütün o dönemlerde eşleri başörtülü olmayanlardan oluşmuş... Sahi bu nasıl olmuş? Temsil görevini veren ile temsil eden arasında bu benzemezlik hangi yolla gerçekleşmiş? Esas sorulması gereken sorular bunlar değil mi sizce de? Türkiye'de 'başörtüsü' ve 'türban' tekin olmayan sözcükler; fazla kullanmaya gelmiyor, özellikle olumsuz kullananları rahatsız eden gelişmeler yaşanabiliyor. Bunun en çarpıcı örneğini kendilerini topluma tanıtmak için yaptıkları bir 'PR' faaliyeti sırasında 'Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası' üyeleri yaşadı. Loca'nın o zamanki Büyük Üstadı Kaya Paşakay'ın başına gelen göz açıcı... Hatırlamayanlar için kısa bir hatırlatma: Kaya Paşakay'ın 26 Mart 2005 tarihinde yayımlanan mülâkatında, Sabah yazarı Balçiçek Pamir'e söyledikleri bir tarafa bırakıldı ve biraz da Kulis'in zorlamasıyla, kutu içerisinde verilen "Bizde eşi başörtülü üye yoktur" sözü öne çıktı. Sonrasında, 'eski büyükelçi' olduğu sanılan Kaya Bey'in 'ikinci kâtip'likten öteye gitmediği, harcamalarının kabul edilebilir sınırlar dışına çıktığı tespit edildi. Başında olduğu locadan resmen tard edildi Kaya Paşakay... Hiç tekin değildir 'başörtüsü' konusu, masonların bile gayretine dokunabilir... Acaba bazı devlet büyüklerinin eşlerinin başörtülü olması, Kaya Paşakay ölçülerine göre, devlette önemli makamların artık mason olmayanlar tarafından işgal edildiği anlamına mı geliyor? Son zamanlardaki tantana bunun için mi? "Meraksızsanız okumayın" demiştim ya! |
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::

İran’da büyük sevinç